1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Kur korumalı mevduat: Şirketler TL’ye döner mi?

11 Ocak 2022

Yeni düzenlemeyle şirketler de kur korumalı mevduat hesabı açabilecek. Peki uygulama döviz borcu olan şirketleri nasıl etkileyecek? Açılacak hesaplar, vadesi itibarıyla istenen etkiyi gösterecek mi? Ekonomistlere sorduk.

https://p.dw.com/p/45OPI
Fotoğraf: Getty Images/C. Mc Grath

Türk Lirası’ndaki hızlı değer kayıpları sonrasında uygulamaya konulan kur korumalı mevduat hesaplarının kapsamı genişletildi. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlanan kararnameye göre, para biriminin değer kaybetmesine karşı koruma sağlayan lira hesaplarını artık şirketler de açabilecek. Artan döviz talebinin önüne geçmek ve Türk Lirası’nı desteklemek için alınan önlem, ilk olarak 20 Aralık’ta yalnızca bireyler için uygulamaya konmuştu. 

Yeni düzenlemeye göre şirketler ve kurumlar, döviz ya da altın hesaplarını, kur üzerinden Türk Lirası cinsinden mevduatlara çevirebilecek. TL'nin dövize karşı düşüşünün banka faiz oranlarını aşması durumunda, TL mevduat sahibi kurum ve şirketlerin uğradığı zararlar telafi edilecek. Tüzel kişiler tarafından açılacak kur korumalı mevduat hesaplarının vadesi altı ay ya da bir yıl olabilecek.

‘Bireysel yatırımcı ilgi göstermedi’

DW Türkçe’ye konuşan ekonomist Doç. Dr. Evren Bolgün, “Bireysel tarafta getirilen değişiklik sonrasında geçen bir aya yakın zaman zarfında bireysel yatırımcıların bu ürüne çok fazla teveccüh göstermemesi neticesinde bu karar alınmış gözüküyor” diyor.   

Kur korumalı Türk Lirası mevduatı düzenlemesi sonrası, yüksek enflasyon ve belirsizlik nedeniyle bireysel müşterilerin döviz hesaplarında kayda değer bir azalış gerçekleşmemişti. Aralık sonu mevduat verileri bireylerin dolar talebinin devam ettiğini gösterdi. Merkez Bankası’nın Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ne göre 17-31 Aralık’ta gerçek kişi Döviz Tevdiat Hesabı 504 milyon artarak 147 milyar 13 milyon dolar oldu.

Evren Bolgün
Evren BolgünFotoğraf: Privat

Son rakam 107,6 milyar lira

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ise dün yaptığı açıklamada bireyseller için kur korumalı mevduat hesabının 24 Aralık itibarıyla 28,2 milyar lirayken, 7 Ocak Cuma akşamı itibarıyla 107,6 milyar liraya yükseldiğini söyledi.

Ancak Bolgün, özel kişilere ait kur korumalı hesapların, özel kişi yerleşik mevduatının sadece yüzde 4'üne ulaştığını ifade ediyor.

Bireyselde kur korumalı mevduat hesaplarının 3, 6, 12 ay vadelerde açılabildiğini hatırlatan Bolgün, “Sektörün geneline baktığınızda bireysel yatırımcıların üç ay ötesindeki mevduat tercihlerinin oldukça düşük olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla hükümetin bireysel yatırımcılar için vade sınırlamasını daha yakın dilime yani bir aylık vade dilimine çekmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyim” diye konuşuyor. 

Peki uygulama şirketler için pratikte ne kadar yararlı olacak?

‘Kur riskine girmeyecekler'

DW Türkçe’ye konuşan Prof. Dr. Mehmet Şişman, şirket ve kurumların döviz ödemelerine dikkat çekiyor. Şirketlerin özellikle ithalat yapıyorlarsa ellerinde döviz bulundurmak zorunda olduklarını ifade eden Şişman, bu nedenle kur riskine girmeyeceklerine işaret ediyor. Şişman,  “Alış satış kuru var. Günde dört kere açıklanan kurlar var. Zaten sorun da buradan çıkıyor. Yani şirketler için bu pratik bir şey değil. Bunun için özel bir maliyet yüklenmek zorunda ve insan çalıştırmak zorunda kalacaklar. Bu nedenle bu hesapların tüzel kişiler tarafından çok fazla ilgi göreceğini düşünmüyorum” diyor. 

Şirketlerin döviz pozisyonlarını ithalat talebi ve döviz borçları belirliyor. Son açıklanan verilere göre ekim ayı itibarıyla finans dışı şirketlerin 116,4 milyar dolarlık döviz açık pozisyonu bulunuyor.

Mehmet Şişman
Mehmet ŞişmanFotoğraf: privat

Ekonomist Enver Erkan da şirketlerin açık döviz pozisyonlarını korumak amacıyla hedge amaçlı işlemler yapabildiklerini, kendi nakit akışlarını doğal yolla yönetmek adına da borç ödemesi veya ithalat için döviz temin ettiklerini ifade ederek “Kurumsal açıdan spekülatif bir talepten bahsedilecek bir pozisyon yok yani. Bireysel tarafta döviz talebi ise daha çok kur ve enflasyondan korunma amaçlı olarak gerçekleşiyor. Dolayısıyla, son dönemdeki spekülatif kur hareketlerini kurumsal talep üzerinden yorumlamak çok doğru değil” diye konuşuyor.

‘Vadeler aşağı çekilmeli’

Evren Bolgün’e göre ise uygulamanın başarılı olması için tüzel kişiler için de vade sınırlamasının aşağı çekilmesi gerek. Şirket ve kurumların uzun vadeli mevduattaki payının düşük olduğunu aktaran Bolgün, “Merkez Bankası’nın en son verilerine göre tüzel kişilerin altı ay ve üzeri vadeli mevduatının, toplam tüzel kişi TL mevduat içerisinde yüzde 5’lik bir payı var. Toplam tüzel kişi yabancı para mevduatı içerisinde de yüzde 2 gibi bir paya sahip. Söz konusu TL ve yabancı para mevduatının toplam tutarı yaklaşık 60 milyar TL düzeyinde” diyor.

Hedeflenen bu rakamın istenen etkiyi yaratmayacak kadar düşük olduğunu söyleyen Evren Bolgün, yatırımcının uzun vadeli mevduata yönelmemesinin nedeninin Türkiye ekonomisine duyulan güven kaybı olduğunu dile getiriyor. TL’nin oynaklığının yüzde 55 civarında olduğunu ifade eden Bolgün, bunun normalden 4-5 kat daha yüksek olduğuna ve gelecek dönem için belirsizlikleri artırdığına dikkat çekiyor.

Faiz zirve yaptı

Faizlerde herhangi bir artırım olmayacağını açıklayan hükümet, kur korumalı mevduat düzenlemesi getirse de piyasa faizlerindeki yükseliş sürüyor. Türkiye'nin 10 yıllık tahvil faizi bugün ilk defa yüzde 25'i geçerek rekor kırarken üç yıldan uzun vadelerdeki tahvillerin faizi de faiz indirimlerinin başladığı 23 Eylül'den bu yana 650 baz puandan fazla artış kaydetti. Dolar/TL ise 14’e yakın seviyelerde kalmayı sürdürüyor.

Pelin Ünker

© Deutsche Welle Türkçe

DW-Reporterin Pelin Ünker
Pelin Ünker Yolsuzluk ve vergi adaleti üzerine haber yapan araştırmacı gazeteci.@pelinunker