1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

Tutuklu gazeteciler bir yıl sonra hâkim karşısında

11 Temmuz 2023

Diyarbakır'da Haziran 2022'de gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 15'i tutuklu 18 gazeteci, 13 ay aradan sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı.

https://p.dw.com/p/4Tji5
Diyarbakir Adliyesi
Diyarbakir Adliyesi Fotoğraf: Felat Bozaraslan/DW

Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022 günü gözaltına alınan ve haklarında "silahlı terör örgütüne üye olmak" iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan 18 gazetecinin yargılamasına başlandı.

Diyarbakır 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına 15'i tutuklu 18 gazeteci ve avukatları katıldı. Duruşmayı çok sayıda gazeteci, basın meslek örgütü, hukuk örgütü, Amsterdam Law Clinics üyesi avukatlar ile CHP ve YSP (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri de izledi. Duruşma salonuna kadar kelepçeli olarak getirilen tutuklu gazetecilerin kelepçeleri salon girişinde çözüldü. 

"Gazeteciliği savunacağız"

Duruşmanın başında yapılan kimlik tespitinin ardından mahkeme başkanı gazetecilere, örgütsel mahiyette haber yapıkları, bu suretle haklarında "PKK terör örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla dava açıldığını söyledi. Daha sonra gazetecilerin savunmalarına geçildi. Kürtçe savunma yapan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Serdar Altan, 13 aydır cezaevinde bu duruşmayı beklediklerini belirterek "Ancak halen hangi nedenle burada olduğumuzu bilmiyoruz" dedi.

Haklarında hazırlanan iddianamenin mevcut siyasi atmosferden bağımsız bir iddianame olmadığını ifade eden Altan, kendilerine isnad edilen hiçbir suçlamanın dayanağı olmadığını savundu. Abdülhamid döneminden bugüne kadar basına uygulanan baskıları örnekleriyle anlatan Altan, "Madem gazetecilik yargılanıyor, biz de gazeteciliği savunacağız. Bize yapılan operasyon özel organizasyondu. Cezaevinde on ay boyunca neyle suçlandığımızı öğrenemedik. Halen tam olarak bilmiyoruz. Biz sadece gazetecilik yaptığımız için buradayız. 13 aydır hâkim yüzü görmeden cezaevindeyiz. Bu başlı başına bir zulümdür. Biz suçlu değil davacıyız. Biz adalet istiyoruz. Biz gazeteciliğin şerefinin davacısıyız" dedi.

"Bu davada gazetecilik yargılanıyor"

Daha sonra savunması alınan Mezopotamya Haber Ajansı Muhabiri Ömer Çelik, yaptıkları gazetecilik faaliyetlerinin suç olarak iddianameye yazıldığını söyledi. Burada gazeteciliğin yargılandığını belirten Çelik, iddianamedeki suçlamaların da gerçek olmadığını savundu. Buradaki amacın gazeteciliğin sesinin kesilmesi olduğuna dikkat çeken Çelik, "Yerli ve milli kimliğe ters düşen herkes terörist olarak lanse ediliyor. Özgür basının tüm çalışmaları terörize ediliyor. Gözaltında neyse suçlandığımızı bile bilmiyorken ve soruşturmada gizlilik kararı varken yandaş medyada hakkımızda algı haberleri yapıldı. Bu davada gazetecilik yargılanıyor" dedi.

Gazeteci Zeysel Abidin Bulut da bağımsız gazetecilikten dolayı yargılandıklarını ifade ederek bunun yanında Kürt kimliğinin de yargılandığını bildiklerini söyledi. Kürt milletinin yıllardır zulüm gördüğünü ifade eden Bulut, "Birilerinin onların sesi olması gerekiyor. Kürt gazeteciler de bunu yaptıkları için baskı görüyor ve yargılanıyorlar" diye konuştu. 

Savunmasında evrensel ilkelen kapsamında gazetecilik yaptıklarını söyleyen Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş ise bu davada Kürt gazeteciliğinin yargılandığını vurguladı. Ertaş, "Bu iddianame, Kürt gazeteciliğinin faaliyetlerini illegalize etme davasıdır" dedi. 

"Kürt halkının sesi yargılanıyor"

Dosyada tutuksuz yargılanan gazeteci Mehmet Şahin ise savunmasına "26 önce burada öğrenciydim. Annem hastalandı ve doktora gittik. Annem Türkçe bilmiyordu. Doktor benim tercümanlık yapmamı istedi. Anneme hastalığını sorduğumda, 'Oğlum bu kadın hastalığıdır. Ben sana söyleyemem' diye cevap verdi. Annem çıktı. Ben de arkasından çıktım. Annem hastalığını söyleyemedi, tedavi edilmedi. Hayatını kaybetti. Ben bugün onun diliyle burdayım" diye başladı. 

Savunmasını Kürtçe yapan Mehmet Şahin, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 26 yıllık öğretmenlik mesleğinin elinden alındığını belirterek daha sonra gazeteciliğe başladığını belirtti. Kürt gazetecilerin her zamanki gibi baskı altında olduğunu söyleyen Şahin, "Savcılık, Kürt gazeteciliğin tasfiyesi sorumluluğunu omuzlarına almıştır. Hukuk dışı yöntemlerle elde edilmiş kanıtlarla yapılan yargılamayı ve bu iddianameyi görmüş olmaktan utanıyorum" dedi. 

Savunmaların ardından duruşmaya Çarşamba günü devam edilmek üzere ara verildi.

DW Türkçe'ye VPN ile nasıl ulaşabilirim?