1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
ÇatışmalarOrtadoğu

Ateşkes uzatıldı: İran savaşında süreç nasıl devam edecek?

David Ehl
23 Nisan 2026

ABD ile İran, yeni bir süre belirlemeksizin savaşta kendi çıkarlarını koruyacak çıkış yolları arıyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının giderilmesi mümkün mü?

https://p.dw.com/p/5CiZB
Tahran, ABD-İsrail saldırıları sonrasında yıkıntılar arasında yürüyen bir çocuk
Trump, İran ile ateşkesin süresini uzattı, ancak taraflar arasında gerginlik sürüyorFotoğraf: AFP

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile ateşkesi uzattığını açıklamasının ardından savaşın tamamen nasıl sona ereceği hâlâ belirsizliğini koruyor.  Trump, İran çatışmanın çözümüne ilişkin yeni bir teklif sunana ve bu konudaki görüşmeler "bir şekilde" tamamlanana kadar yeni bombardımanlardan kaçınmak istiyor. Ancak ABD donanması ise bu süre boyunca İran limanlarını abluka altında tutmayı sürdürüyor.

Barış ile savaş arasında üç senaryo: Bundan sonra ne olacak?

14 günlük ateşkes, en azından taraflar arasında yaklaşık 10 yıldır ilk doğrudan görüşmelere imkân tanıdı. Ancak karşılıklı güven eksikliği nedeniyle yeni tur görüşmeler için henüz yeterli zemin oluşmadı. Pakistan'ın arabuluculuğunda İslamabad'da yeni toplantılar yapılacağı birkaç kez duyuruldu, ancak bunlar yeniden ertelendi ya da iptal edildi.

ABD 15 maddelik talep listesinde ısrar ederken İran da kendi 10 talebini savunuyor. Ancak iki tarafın da mevcut belirsizlik halini süresiz biçimde sürdürmek istemediği düşünülüyor. Bu nedenle iki farklı senaryo daha mümkün görünüyor: Taraflar yeniden masaya oturabilir, pozisyonlarını yakınlaştırabilir ve sonunda barışçıl uzlaşıya varabilir. Ancak söylemin daha da sertleşmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki gergin askeri durumun tırmanması halinde çatışmaların yeniden başlaması da ihtimal dahilinde. Trump'ın bugün boğazda mayın döşeyen her türlü tekneyi vurma emri verdiğini söylemesi de gerilimi tırmandıracak bir hamle oldu.

ABD ile İran arasında hangi alanlarda görüş ayrılıkları var?

ABD'nin 15 talebi arasında iki başlık özellikle merkezi önemde görülüyor: İran'ın nükleer programından vazgeçmesi ve Hürmüz Boğazı'nda serbest gemi geçişine izin vermesi.

Nükleer program konusunda Trump'ın, selefi Barack Obama döneminde müzakere edilen nükleer anlaşmanın gerisine düşmeyi göze alamayacağı değerlendiriliyor. Trump bu anlaşmayı 2018'de tek taraflı olarak feshetmişti. O dönemde askıya alınan birçok yaptırımı yeniden devreye sokarak "daha iyi bir anlaşma" hedeflediğini açıklamıştı.

ABD medyasına göre son dönemde özellikle İran'ın nükleer programını ne kadar süreyle askıya alacağı tartışılıyor: İran beş yıl için programdan vazgeçmeye hazır görünürken, ABD İran'ın en az 20 yıl uranyum zenginleştirilmemesinde ısrar ediyor. Bunun nasıl denetleneceği ve İran'da hâlihazırda zenginleştirilmiş uranyuma ne olacağı da tartışmalı başlıklar arasında yer alıyor.

İkinci büyük sorun ise 28 Şubat'ta başlayan savaştan bile daha yeni. İran, ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak dünya ticareti açısından kritik önemdeki Hürmüz Boğazı'nda sivil deniz taşımacılığını durdurdu. Tahran yönetimi ablukayı ne kadar etkili uygulayabildiğini gördükten sonra geçiş ücreti benzeri bir uygulamayı gündeme getirdi.

İran Devrim Muhafızlarının el koyduğu yük gemisi
Devrim Muhafızları, ateşkesin uzatıldığı gün Hürmüz Boğazı'nda yük gemisine el koyduFotoğraf: IRIB TV/AFP

Böyle bir ücret İran açısından ekonomik olarak cazip olabilir. Dünyanın geri kalanında yakıt ve diğer mallar azalırken Tahran'ın elindeki koz büyüyor. İran Devrim Muhafızları, ateşkes uzatıldıktan sonra bile Çarşamba günü üç yük gemisine saldırdıklarını açıkladı.

ABD ise Hürmüz Boğazı'nda ablukayı kesinlikle kabul etmek istemiyor. Başkan Trump Nisan ortasında, İran limanlarına giden veya bu limanlardan ayrılan tüm gemileri kapsayan kendi ablukasını ilan etti. Böylece İran'ın ticari deniz yollarına erişimi de kesilmiş oldu.

Savaştan önceki serbest deniz taşımacılığına dönüşün gerçekleşmesi ve armatörlerin gemi ve mürettebat güvenliğinden endişe etmemesi için bölgenin muhtemelen geçici bir uluslararası deniz gücü tarafından güvence altına alınması gerekecek.

Yakınlaşmayı etkileyen "görünmeyen faktörler" neler?

Savaş, ABD Başkanı Trump'ın iç siyasette zarar görmesine yol açtı. Kendi MAGA (Amerika'yı yeniden muhteşem yap) hareketinin bazı kesimleri, Trump'ın ABD'yi uzun ve maliyetli dış askerî müdahalelerden uzak tutma sözünü bozduğu gerekçesiyle mesafe koydu.

Ablukanın ekonomik etkileri dünyanın geri kalanında olduğu gibi ABD'de de hissediliyor; yalnızca akaryakıt istasyonlarında değil. Bu nedenle Trump'ın kendisini baskı altına sokmamak için yeni bir ültimatomdan kaçınmış olabileceği değerlendiriliyor.

Buna ek olarak yaklaşık altı ay sonra yapılacak ara seçimlerde ABD seçmeni Kongre'nin yeni yapısını belirleyecek. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu Demokratlara kaptırması Trump açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu da bir yandan uzun bir savaşa saplanmama, diğer yandan kendi lehine sonuç alma baskısını artırıyor.

İran'da, yeni dinî lider Mücteba Hamaney yönetimindeki rejimin daha az aceleci davranabileceği düşünülse de ABD ablukası, İran ekonomisine ciddi zarar veriyor. Ancak uzmanların artık "devlet içinde devlet" diye tanımladığı Devrim Muhafızları için aynı durum geçerli olmayabilir. Devrim Muhafızlarının, çatışma sayesinde etkisini daha da artırdığı ve bu nedenle siyasi yönetime kıyasla gerilimin düşürülmesine daha az ilgi duyduğu belirtiliyor.

Pakistan'ın başkenti İslamabad'da görüşmeler öncesinde asılan afişler, üzerinde İngilizce olarak İslamabad görüşmeleri yazıyor.
Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran ile ABD arasında yapılan müzakereler sonuçsuz kalmıştıFotoğraf: Anjum Naveed/AP Photo/picture alliance

Bir başka belirleyici unsur da İsrail. ABD ile birlikte savaşı başlatan İsrail'in hedefleri, Başbakan Benyamin Netanyahu hükümetinin öncelikleri nedeniyle ABD'ninkilerden farklılaşıyor. İsrail, ezeli rakibi İran'ın füze menzilinde bulunduğu için daha yaşamsal güvenlik kaygıları taşıyor.

Ayrıca İran'a yönelik hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak, İran destekli Hibullah  ile Lübnan'daki çatışma da yeniden alevlendi. ABD-İran ateşkesinin ilk günlerinde İsrail, Hizbullah hedeflerini yoğun biçimde bombaladı.

Bu cephede de şu anda ABD Başkanı Trump'ın aracılık ettiği bir ateşkes geçerli. Ancak bu ateşkes öncelikle Lübnan devleti ile İsrail arasında uygulanıyor. 1948'de İsrail'in kuruluşundan bu yana resmen savaş halinde olan iki komşu ülke ilişkilerini normalleştirir ve Beyrut bu süreçte Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını sağlarsa, bunun İsrail'in güvenliğine katkı sunacağı düşünülüyor. Ancak bunun gerçekleşeceği kesin değil. Üstelik bu barış süreci de İran ile ABD arasındaki gelişmelere yakından bağlı.