İBB yolsuzluk iddianamesi: Örgüt kurgusu nasıl anlatılıyor?
12 Kasım 2025
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında hazırlanan iddianamede, var olduğu ileri sürülen "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütünün" kurucusu ve lideri olmakla suçlandı.
Savcılık 105'i tutuklu 402 şüphelinin isimlerinin yer aldığı iddianamede, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220'nci maddesi (suç örgütü kurma, yönetme ve üyelik) kapsamında cezalar verilmesini talep etti.
İmamoğlu, daha önce yaptığı açıklamalarda bu yöndeki suçlamaları "siyasi nitelikte" olduğunu belirterek reddetmişti.
3739 sayfalık iddianamede savcılık, İmamoğlu'nun, örgütün tüm yapılanması üzerinde emir-komuta yetkisine sahip olduğu, bu nedenle örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddia edilen tüm suçlardan ayrıca sorumlu tutulması gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda İmamoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 220'nci maddesi uyarınca ceza talep ediliyor. Ayrıca, siyasi hakların da düzenlendiği TCK 53'üncü madde kapsamında belirli haklardan yoksun bırakılma hükümlerinin uygulanması isteniyor.
İddianamede, İBB'ye bağlı çalışanlar ve bazı şirket yöneticileri de örgüt yöneticisi olarak nitelendiriliyor. Bu kapsamda Murat Ongun, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin, Ertan Yıldız ve Hüseyin Gün hakkında, örgütün alt yapılanmalarından sorumlu oldukları ve bu yapıların faaliyetleri üzerinde emir ve talimat yetkisi kullandıkları öne sürülüyor. Savcılık, bu kişilerin de suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ediyor.
Ceza artırımı talebi
Bunun yanı sıra iddianame, "özel vasfa haiz örgüt üyesi" olarak tanımlanan bir grup ismin diğer üyelere göre daha aktif rol oynadığını ileri sürüyor. Aralarında Necati Özkan, Ali Nuhoğlu, Mehmet Pehlivan, Resul Emrah Şahan ve Melih Geçek'in de bulunduğu 13 kişinin, örgütün çeşitli işlemlerinde özel görev ve sorumluluk üstlendikleri öne sürülerek, örgüt üyeliği kapsamında cezalandırılmaları isteniyor. Savcılık, bu kişiler için ceza tayin edilirken "alt sınırdan uzaklaşılması" gerektiğini vurguluyor.
İddianamede adı geçen diğer şüpheliler ise örgüt üyesi olarak değerlendiriliyor ve bu bağlamda cezalandırılmaları talep ediliyor. Bu grup için örgüt içindeki hiyerarşik konumlarına göre standart ceza hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Savcılık ayrıca bazı şüphelilerin soruşturma sırasında örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdiğini belirtiyor. Bu nedenle, etkin pişmanlık hükümleri olarak bilinen TCK 221 maddesinin çeşitli fıkralarının uygulanması talep ediliyor. Örneğin, şüpheli Deniz Dörtyol'un gönüllü olarak teslim olduğu ve detaylı bilgi verdiği belirtilerek ilgili yasa uyarında hakkında ceza verilmemesi, şüpheliler Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında ise ceza indirimi uygulanması isteniyor. Buna ek olarak, aralarında Sarp Yalçınkaya, Vedat Şahin, Murat Abbas, Murat Kapki gibi isimlerin bulunduğu daha geniş bir grup şüphelinin yakalandıktan sonra bilgi verdiği öne sürülüyor ve bu kişiler hakkında da etkin pişmanlık indirimi talep ediliyor.
Savcılığın örgüt kurgusu: "Sistem" iddiası
İddianamenin omurgasını, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren bazı şüphelilerin, İBB ve bağlı şirketlerin iç işleyişinin belirli karar çevreleri tarafından yönlendirildiğine dair anlatımları oluşturuyor. Bu anlatımlarda geçen "sistem" kavramı, savcılık tarafından "örgütsel yapı" olarak tanımlanıyor.
Beyanlara göre belediye içinde bazı ihaleler, satın alımlar ve proje planlamaları, doğrudan resmi hiyerarşi içinde değil; belirli isimler çevresinde şekillenen gayri resmi bir karar mekanizmasıyla yönlendirildi. İfade verenler, bu mekanizmanın kamu projelerinin alt yüklenicilere devri, reklam alanlarının dağılımı ve kültür-sanat projelerinin bütçelenmesi gibi süreçlerde etkili olduğunu öne sürüyor.
Ancak bu noktada karşıt beyanlar da mevcut: Bazı şüpheliler, ihalelerin ihale mevzuatına uygun yürütüldüğünü, alt yüklenici değişikliklerinin piyasa ve rekabet dinamikleriyle açıklandığını ve "sistem" kavramının kişisel yorum olduğunu söylüyor. Dolayısıyla örgüt anlatısı, şu aşamada tamamen beyan temelli.
Reklam mecralarına ilişkin iddialar
İddianamede, şehir içi reklam alanları ve medya satın alma süreçlerine geniş yer ayrılıyor. Savcılık, bazı şirketlerin ihalelere önceden hazırlanmış biçimde katıldığını ve fiyatlamanın koordineli şekilde belirlendiğini öne sürüyor. Etkin pişmanlık beyanlarında, bu şirketlerin aynı iş ağı içinde hareket ettiği iddia ediliyor.
Dijital Deneyim Müzesi tartışması
İBB iştiraki Kültür AŞ üzerinden yürütülen Dijital Deneyim Müzesi projesi, iddianamede ayrıntılı anlatılıyor. Savcılık, projenin yapım niteliğine rağmen mal alımı olarak kurgulandığını ve bu sayede bazı istisnalar ile rekabetin sınırlandığını iddia ediyor. Bu bölümde proje maliyet ve uygulama belgelerinin bir kısmının Sayıştay denetimine sunulmadığı da belirtiliyor.
Bu bağlamda, Dijital Deneyim Müzesinin yapım işi esnasında, gerçeği yansıtmayan ve normalin çok üzerinde mal alımı yapılmış gibi faturalar düzenlenerek Kültür AŞ'nin bütçesinin nakde çevrildiği ve İmamoğlu'nun 2024 seçim kampanyasının finanse edildiği öne sürülüyor.
KİPTAŞ projelerinde öncelikli daire tahsisi iddiası
Etkin pişmanlık beyanlarında, bazı KİPTAŞ projelerinde satış başlamadan önce belirli kişilere bağımsız bölümlerin ayrıldığı öne sürülüyor. Savcılık, bu durumun değer artışı üzerinden kişisel menfaat yaratmış olabileceğini belirtiyor.
Toplantılar ve gizlilik iddiası: Le Meridien ve jammer
İddianamede, bazı karar toplantılarının Le Meridien Otel gibi mekanlarda yapıldığı; bu toplantılarda kameraların kapatıldığı, hatta sinyal kesici jammer cihazların kullanıldığı öne sürülüyor. Bu iddia, otel personelinin ifadeleri ve kamera kayıt inceleme tutanaklarına dayandırılıyor. Ancak jammer'a ilişkin fiziksel cihaz tespiti yok.
İddialar İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu 2015 yılından başlıyor ve 2019'daki İBB başkanlığıyla birlikte "yetki artışı" üzerinden faaliyet alanının genişlediği ileri sürülüyor. Dosyada suçlamaya konu 143 eylemin 141'inde İmamoğlu şüpheli olarak yer alıyor.
İddianamede "örgütün Beylikdüzü'ndeki usulsüzlüklerle temellendiği, 2019'dan sonra İBB'de birim bazlı yöneticiler ve bağlı ekiplerle büyüdüğü" iddiası tekrar ediyor. Savcılık, siyaseten görünürlüğün arttığı dönemlerde bu ağın "gizlilik önlemleriyle" korunmaya çalışıldığını öne sürüyor.
Bu bağlamda iddianamede şu ifade yer alıyor:
"Ahtapot kolları gibi hareket eden ve belediyeleri ele geçiren Ekrem İmamoğlu, soruşturma safahatinden haberdar olması üzerine hızlandırılmış Cumhurbaşkanlığı aday adaylığını gündeme getirerek kurduğu suç örgütünün kamuoyu nezdinde tartışılmasını engellemeye çalıştığı anlaşılmıştır."
Öne çıkan suç başlıkları
Eylemler, içerik bakımından üç ana grupta yoğunlaşıyor: Rüşvet ve rüşvete teşebbüs, ihaleye fesat karıştırma ile kamu kurum ve kuruluşlarını zarara uğratmaya elverişli dolandırıcılık, irtikap ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama. İddianame ayrıca kişisel verilerin usulsüz işlenmesi, suç delillerini gizleme veya değiştirme ve haberleşmenin engellenmesi gibi tamamlayıcı suçlamalara da yer veriyor.
Rüşvet suçlaması "verme-alma-aracılık" ve "teşebbüs" ayrımlarıyla en geniş kümeyi oluşturuyor. İhale ve satın alma süreçlerine bağlanan eylemler ikinci büyük grubu teşkil ediyor. Burada kimi kalemler yalnızca "ihaleye fesat" olarak tanımlanırken, bir kısmında fesat suçlaması "kamu zararına dolandırıcılık" iddiasıyla birlikte geçiyor. İrtikap suçlaması özellikle Beylikdüzü dönemi ve belli ruhsat ve iskan işlemleriyle ilişkilendiriliyor. Aklama suçlaması ise bazı ticari devirler, reklam sözleşmeleri ve "havuz" iddiasıyla ilişkilendiriliyor.
Eylemler 2019'dan 2025'e uzanan geniş bir zaman aralığına yayılıyor. Savcılık, belli tarihlerdeki ihale ve devir işlemlerini aynı döneme denk düşen toplantı tarihleri ve HTS kayıtlarıyla (cep telefonu iletişimine dair bilgiler) ilişkilendiriyor.
Kamu zararı iddiası
İddianamede kamunun toplamda yaklaşık 140 milyar TL zarara uğratıldığı öne sürülüyor. Bu toplam, yalnızca listede rakamı görünen kalemlerin aritmetik toplamını ifade ediyor. Anadolu Ajansı'nın haberine göre ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, soruşturma kapsamında 10 yıllık süreçte 160 milyar lira ile 24 milyon dolar kamu zararı tespit edildiğini belirtti.
İddianameye göre oluşan toplam kamu zararının 80 milyar TL'si 2020-2025 yıllarında İstanbul'daki Cebeci maden sahasına izinsiz hafriyat dökümü nedeniyle oluşan maden kaybından kaynaklı kamu zararı olarak kaydedildi.
İddialar yargı önünde tartışılacak
İddianame, tanık beyanları ve bazı işlem kayıtlarını bir araya getirerek belediye içinde örgütlü bir yapı kurulduğu iddiasını ortaya koyuyor.
Bu çerçevede ihale süreçleri, kültür projeleri, konut satışları ve toplantılara ilişkin veriler yan yana getirilerek bir ilişki ağı kurgulanıyor. Ancak iddianame henüz mahkemece kabul edilmiş değil; bu aşamada dile getirilen suçlamalar savcılığın iddiası niteliğinde.
Savunma ise hem İmamoğlu hem diğer isimler açısından suçlamaların siyasi saikle hazırlandığını ve somut delillerle desteklenmediğini belirtiyor.