1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Trump'ın tehditleri toplumları dönüştürüyor: Sırada kim var?

Oliver Pieper
10 Ocak 2026

Venezuela saldırısı sonrasında ABD Başkanı Donald Trump başka ülkeleri de tehdit ediyor. Uzmanlar ise ABD başka bir yere saldırmasa bile izlediği gözdağı politikasının toplumları olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.

https://p.dw.com/p/56cPO
Donald Trump kürsüde konuşuyor, arkasında Savunma Bakanı Pete Hegseth görülüyor
ABD Başkanı Donald Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (sağda)Fotoğraf: Molly Riley/Avalon/Photoshot/picture alliance

"Uluslararası hukuka ihtiyacım yok."

Dünyayı şoke eden Venezuela operasyonu sonrasında ABD Başkanı Donald Trump, New York Times (NYT) gazetesine verdiği röportajda bu ifadeleri kullandı.

Trump, eylemlerini sınırlayacak şeyin hukuk kuralları değil, "kendi ahlâkı ve zihni" olduğunu söyledi.

ABD Başkanı'nın bu tavrı "sırada başka hangi ülkeler olabilir" endişesine yol açıyor. Peki ABD gerçekten başka ülkelere operasyon düzenleyecek mi?

Kolombiya ordusuna talimat

"Kolombiya çok hasta ve onu kokain üretmeyi ve bunu ABD'ye satmayı seven hasta bir adam yönetiyor. Bunu daha fazla yapamayacak. Kolombiya'da bir askerî operasyon mu? Kulağa hoş geliyor!"

Donald Trump bu açıklamayı Venezuela saldırısından hemen sonra yapmıştı.

Trump'ın tehdidine hedef olan siyasetçinin yanıtı ise gecikmedi. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro X platformundan adeta ateş püskürdü:

"Kolombiya'daki her asker için talimatım şudur: ABD bayrağını Kolombiya bayrağının önüne koyan her güvenlik gücü komutanı, tabanın, birliğin ve benim talimatımla derhal kurumdan atılacaktır. Güvenlik güçlerine verilen emir, halka değil saldırgana ateş etmeleridir."

DW'ye konuşan, Los Andes Üniversitesi'nden siyaset bilimi profesörü Sandra Borda'ya göre Petro saldırıları fazlasıyla kişisel algılıyor: "Bu yüzden devlet başkanı gibi değil, birey olarak yanıt veriyor. Üstelik bu provokatif söylem için toplumun yalnızca üçte birinin desteğini alabiliyor."

Bogota'daki Alman-Kolombiya Barış Enstitüsü CAPAZ'ın direktörü Stefan Peters ise DW'ye yaptığı değerlendirmede, "Kolombiya'da gerçekten bir askeri saldırı ya da müdahale olacağını sanmıyorum. Ancak ABD'nin şu anda ciddi biçimde etki yaratmaya çalıştığı açık" diyor.

Küba: En büyük kaybeden

"Bütün desteklerini Venezuela'dan alıyorlar. Sanırım bizim bir şey yapmamıza gerek yok, kendiliğinden çökecek gibi görünüyor."

Bu cümle de yine Trump'ın Maduro'nun kaçırılmasından hemen sonra yaptığı ilk açıklamalardan.

Küba uzmanı Bert Hoffmann'a göre ABD'nin Venezuela'ya yönelik askerî operasyonunun en büyük kaybedeni Küba. Hamburg'daki German Institute of Global and Area Studies (GIGA) bünyesinde çalışan siyaset bilimci, DW'ye yaptığı açıklamada, "Zaten son derece gergin olan durum Venezuela petrolünün kesilmesiyle dramatik biçimde daha da ağırlaşıyor. Bu petrol, son dönemde Küba'nın toplam petrol ithalatının yüzde 70'ini oluşturuyordu" diyor.

Hoffmann'a göre Küba yönetimi şimdi Venezuela'dan gelen petrolün yerine Rusya, Arap ülkeleri, İran ya da Cezayir gibi alternatifler arıyor: "En olası senaryo, siyasi liderliğin tüm çabayı safları sıkı tutmaya harcaması ve halktaki hoşnutsuzluğun siyasi bir ifadeye dönüşmesini engellemesi."

Meksika basınından ABD "uyarısı"

"Sheinbaum, kartellerden çok korkuyor. Ona defalarca yardım etmeyi teklif ettik ama kabul etmedi. Bu durumda Meksika konusunda bir şeyler yapmamız gerekiyor, çünkü güneyden ülkeye giren uyuşturucular yüzünden binlerce insanımızı kaybediyoruz."

Trump, Kolombiya ve Küba'yı hedef aldığı açıklamaları sırasında Meksika'nın Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'u da bu sözlerle tehdit etmişti.

Meksika lideri Sheinbaum, şimdiye kadar ABD Başkanı'nı, başta gümrük vergileri olmak üzere birçok konunda büyük bir diplomatik ustalıkla dizginlemeyi başardı.

Sheinbaum yine de son gelişmelerden sonra hayli temkinliydi: "Bir işgal olacağını sanmıyorum. Hatta bunun ciddi biçimde düşünüldüğüne bile inanmıyorum. Trump, ABD ordusunun Meksika'ya girmesi konusunda ısrarcı. Buna çok net bir şekilde hayır dedik. Birincisi egemenliğimizi savunmak için, ikincisi ise buna gerek olmadığı için."

Meksika'nın en büyük gazetesi El Universal'in başyazısında ise şu uyarı yer aldı: "En kötü senaryo, Trump'ın Meksika'yı askerî saldırıyla tehdit etmesi değil. En kötü senaryo, böyle bir saldırıyı isteyen ve alkışlayan Meksikalıların ortaya çıkmasıdır."

Bu değerlendirme, Trump'ın Kolombiya, Küba ve Meksika'ya yönelik tehditlerinin oluşturduğu yan etkileri özetliyor. ABD'nin, bu üç ülkeden hiçbirine saldırmaması büyük olasılık olsa bile, gözdağı politikası toplumlar üzerinde etkisini gösteriyor ve Latin Amerika'da sağa kayışı hızlandırıyor.

En azından 11 Haziran 2026'ya kadar bir denge sürecek gibi görünüyor. Zira bu tarihte, Kanada, Meksika ve ABD'nin ortaklaşa ev sahipliği yapacağı 2026 FIFA Dünya Kupası'nın açılış maçı Meksiko City'de oynanacak. Onur konuğunu tahmin etmek ise hiç zor değil: Donald Trump.