Ukraynalılar savaşa rağmen nasıl bu kadar dirençli kalıyor?
23 Şubat 2026
Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü (KIIS), Ocak ayı sonunda yapılan bir anketin sonuçlarını yayımladı. Anket, Rusya'nın enerji tesislerine yönelik yoğun saldırılarının ardından ülkenin bazı bölgelerinin, özellikle başkent Kiev'in, ciddi elektrik kesintileri ile ısıtma ve su temininde aksaklıklar yaşadığı bir dönemde gerçekleştirildi. Üstelik sıcaklıklar eksi 25 dereceye kadar düşmüştü.
Katılımcıların yüzde 88'i, Rusya'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarla Ukrayna'yı teslim olmaya zorlamak istediğini düşünüyor. Yüzde 65'i ise savaş ne kadar sürerse sürsün buna katlanmaya hazır olduğunu belirtiyor. Eylül ve Aralık 2025'te bu oran yüzde 62 idi.
Kiev'den Julia, DW'ye yaptığı açıklamada, şunları anlatıyor: "Bu Ocak ayı, bende daha fazla kararlılık ya da öfkeye neden olmadı. Çünkü 2022'den beri zaten fazlasıyla kararlı ve öfkeliyim. Bu, her halükârda kazanacağımız son derece zor bir mücadelenin sadece bir aşaması."
Bir kız çocuğu annesi olan Julia, eşinin 2024'ten bu yana cephede savaştığını söylüyor ve ekliyor: "Ayakta kalmama en çok öfkem yardımcı oluyor ama aynı zamanda başka bir seçeneğin olmadığını da biliyorum. Güçlü durmamak çok vahim olurdu."
"Sadece adalet değil, hayatta kalma meselesi"
KIIS Direktörü Anton Hruschezkyj, DW'ye yaptığı açıklamada, halkın direncindeki en önemli faktörlerden birinin de Rusya'nın, Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın varoluşsal niteliğine dair farkındalık olduğunu söylüyor. Ona göre Ukraynalılar için mesele yalnızca adalet değil, doğrudan hayatta kalmak:
"Ukraynalıların direnci hâlâ yüksek. Bir yandan yorgunlar ve bazı tavizlere açıklar. Öte yandan her şeye rağmen 'kırmızı çizgileri' aşmayı da reddediyorlar. Rusya'nın, kış aylarında Ukrayna'da katlanılmaz yaşam koşulları oluşturma girişimleri bu durumu değiştirmiyor."
Hruschezkyj, Ukraynalıların artık "Cholodomor" kavramını kullandığını aktarıyor. Bu kelime, Ukraynaca'da "açlık yoluyla ölüm" anlamına gelen ve 1932-1933 yıllarında Stalin rejiminin yol açtığı kitlesel kıtlığı ifade eden "Holodomor" teriminden türetilmiş. "Cholodomor" ise "soğuk yoluyla ölüm" anlamına geliyor.
Psikolog Kateryna Kudrschynska da Ukraynalıların kronik stres nedeniyle tükenmiş durumda olduğunu belirtiyor. "Bu durum bedeni, sinir sistemini ve ruh sağlığını yıpratıyor" diyor. Ona göre direnci besleyen unsurlardan biri de psikolojik bir etki: Bu kadar kayıptan sonra elde kalanları da kaybetmek istenmiyor.
"Ülkemi yeniden inşa etmek istiyorum"
Öğrenci Natalia, DW'ye "Dayanmaya devam etmek istiyoruz, çünkü teslim olursak Rus yönetimi altında çok daha kötü olacak" diyor. Babasının anısına küçük bir bayrak bırakmak için Kiev'deki Bağımsızlık Meydanı'ndaki anıt alanına gelmiş. Babası kısa süre önce Donetsk bölgesinde hayatını kaybetmiş.
Natalia, babasını kaybetmenin, zor yaşam koşullarının ve ülkenin içinde bulunduğu durumun zaman zaman katlanılmaz olduğunu söylüyor:
"Gücümü, ailemizle bir gelecek kurmak isteyen ve yaşamak isteyen babam için yaşamamdan alıyorum. Onun için pes edemem. Ukrayna'nın bir geleceği var, buna inanıyorum" diyor.
Natalia, savaşın başında yurtdışına gitmiş, daha sonra geri dönmüş: "Ukrayna benim vatanım, gitmek istemiyorum. Ülkemi yeniden inşa etmek istiyorum."
Kiev'den Olha da ülkesinde kalmak istediğini söylüyor: "Çocuğumu alıp gidemem. Bu, savaşta olan eşime ihanet olur."
Eşi, Rusya'nın işgalinin başında gönüllü olarak cepheye gitmiş ve şu anda Pokrovsk bölgesinde görev yapıyor. Nadiren eve gelebildiğini anlatan Olha, iki yaşındaki oğlunu büyütürken aynı zamanda çalıştığını söylüyor.
Olha, birçok Ukraynalının savaşın sona ermesini umduğunu belirtiyor. Rusya'da ekonomik sorunlara dair işaretler gördüklerini ve dört yılda kayda değer askeri zaferler elde edilememiş olmasından umut çıkardıklarını söylüyor. Ona göre bu durum, savaşın Ukrayna lehine sonuçlanabileceğine dair inancı besliyor.